AnaSayfa
 
İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. YUNUS EMRE
 
Menu
 

 

 

 
 
Okullarda Duygusal Zeka
 

Eray BECEREN

Günümüzde yapılan araştırmaların sonuçlarında bazılarına göre;

Çeşitli nedenlerden dolayı insanlar arası ilişkilerde kopukluklar olduğu,

En zengin ülke insanlarının bile mutsuz olduğu,

Hayatta başarı için sadece IQ nun yeterli olmadığı görülmektedir.

Bu ve buna benzer önemli eksikliklerin giderilmesi, duyguların eğitilmesi yani duygusal zeka eğitimi ile mümkündür. İnsan beyninin nasıl çalıştığına dair yapılan çalışmalar göstermiştir ki duygusal becerilerin gelişimi, doğumdan gençliğin sonuna kadar devam eden  gelişim çağında daha kolay oluyor. Bu nedenle bu konuda okullarda verilecek duygusal eğitim öne çıkmaktadır. Bu eğitim, sade­ce "sorunlu" olarak tanımlanan ve geride kalan çocukların eksiklik­lerini telafi etsin diye öğretilen bir şey değil, her çocuk için mutla­ka gerekli bir beceriler ve anlayışların bir bütünüdür. Burada amaç, eğitmek için duyguyu kullanmak yerine, bizzat duygunun kendini eğitmektir.

Bugün Okullarda uygulanan eğitim sistemi;
* Niceliksel değerleri niteliksel değerlere tercih ediyor.
* Grup işbirliği ve dayanışmasından ziyade bireysel rekabeti teşvik ediyor.
* Öğrenmenin belirli zamanlarda, belirtilen yerlerde, belirlenen konularda ve uzmanların yardımıyla olacağı inancını oluşturuyor.
* Akıl ve mantığın üzerinde duruyor, fakat duyguları ve ilişkileri ihmal ediyor.

Bu düşünceler çerçevesinde şu sorulara bir göz atalım.
* Okullarda duygusal zekaya girişin sonuçları neler olur?
* Okullar bunun için doğru yer mi?
* Hatta bu mümkün mü?

Varolan yapılara baktığımızda duygusal yapının önemli gelişim gösterdiği bu yaş grubu için okul en önemli aktivite olarak görülmektedir. Bunun yanında duygular okulda nadiren yer almaktadır. Anaokulları ve ilkokulun küçük yaş sınıflarının dışında okullarda bütün çabalar bilgiye dayalı beceriler üzerine yoğunlaşmıştır. Bunun yanı sıra öğretmenlerin öğrencileri duygusal becerileri geliştirme eğitimleri için hazırlayacak çok az yada hemen hemen hiç bilgiye sahip olmadıkları ortadadır.

Okullarda duygulara yönelik bir girişim radikal bir değişim olurdu. Henüz okullar bu tür bir değişime hazır değiller. Okullara böyle bir yenilik getirmeye çalışan insanlar öğretmenlerden, öğrencilerden ve ebeveynlerden oluşan önemli bir dirençle karşılaşacaklarını tahmin etmek zor olmasa gerek. Diğer yandan da bunların aktif katılımı olmaksızın böyle bir değişimi beklemek imkansız olur.

Şayet, böyle etkinliklerin okullarda uygulanmasının zor olduğu konusunda ısrar edilirse, bir alternatif çözüm bu çalışmaların teneffüslerde, sabah dersler başlamadan önce ve derslerden sonra ders dışı etkinlik olarak uygulanması olabilir.  

Peki bu eğitimlerde hangi becerileri geliştirmek için çalışacağız?

Öz- bilinç : En temel duygusal becerilerden biri duyguları tanımak ve bunlara bir isim verebilmektir. Düşünceler, duygular ve hareketler arasındaki ilişkinin bilincinde olmak da çok önemlidir. Hangi düşünceler hangi duyguları uyandırır? Bu hareketin ardında hangi duygu yatmaktadır?

Duyguları Yönetme : Duyguların arkasında ne olduğunu kavramak çok önemlidir. İnançlar, bazı şeyleri nasıl yaptığımız ve yapabilme kabiliyetimiz üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bir çok insan sürekli olarak kendilerine negatif mesajlar veriyorlar. Umut yararlı bir düşüncedir. Ek olarak, kızgınlık, korku, endişe ve üzüntü ile başa çıkmak için yollar bulmak gerekir. Örneğin, biri üzgün olduğunda onun nasıl yatıştırılacağını bilmek. Bir olayın en hararetli anında, söylenmek yada yapılmak üzere olan şeyin ne olduğu hakkında karar vermek için nasıl zaman kazanılacağını anlamak ve duygular baskın geldiğinde neler yapacağını bilmek gerekiyor. Duyguları olumlu bir sona kanalize etmek önemli bir yetenektir.

Empati : Bir durumu değerlendirip, başkalarının hislerini anlamayı gerektiren uygun davranışlarda bulunabilme ve onların perspektifine sahip olabilme. Kişisel duygularımıza kapılmadan başkalarını dinleyebilmek önemlidir. Başkalarının ne yaptığı yada söylediğiyle kişisel tepki ve yargıları ayırt edebilmeye ihtiyaç vardır.

İletişim : Nitelikli ilişkiler geliştirmek, herkesin üzerinde pozitif bir etki yaratır. Ne tür duygularımızı bir başkasına aktarıyoruz? İyimserlik ve umut, kötümserlik ve olumsuzluk kadar yaygındır. Kişisel meselelerimizi, öfke ve pasiflik olmadan ifade edebilmemiz önemli bir meziyettir.

İşbirliği : Etkin bir işbirliği için liderin nasıl, ne zaman hareket edeceğinin bilinmesi zorunludur. Etkin liderlik egemenlik üzerine kurulu değildir, ama insanların ortak hedefler üzerinde birlikte çalışmasına yardım edebilme sanatıdır. Başkalarının katılımlarının değerini bilmek ve onların katılımını cesaretlendirmek emir vermekten ve şikayet etmekten çok daha iyidir. Aynı zamanda sorumluluk alma ve kararlarımızın, davranışlarımızın, taahhütlerimizin sonuçlarının bilinmesine ihtiyaç vardır.

Uyuşmazlıkların çözümü : Uyuşmazlıkların çözümünde çalışma mekanizmasını anlatmaya ihtiyaç vardır. Çatışma içindeki insanlar genellikle kendi kendilerine sürdürdükleri bir duygusal helezona girerler ve bu helezon içinde bilinen çelişki konusu nadiren ana unsuru oluşturur. Çoğu uyuşmazlıkların çözümü, diğer duygusal becerilerin kullanılmasıyla mümkün oluyor.

PERSONAL EXCELLENCE,MART 2002
 


Paylaş

İsim  
E-Posta    
Yorum  
 
 

 
 
  Tasarım ve Uygulama Kumsaati Ltd. Şti' ne aittir. Copyright © 2009