AnaSayfa
 
İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. YUNUS EMRE
 
Menu
 

 

 

 
 
İŞ HAYATINDA DUYGUSAL ZEKA
 

Şirketlerin duygusal zekası
 
Prof.Dr. Acar Baltaş

Geçen haftaki yazımızda şirketlerin bir makinaya benzetilmesinin hata olduğunu ve önümüzdeki yüzyılda ayakta kalacak şirketlerin bedensel, duygusal, zihinsel ve manevi ihtiyaçlarını dengeli olarak karşılanması gerekliliğini dile getirmiş, bedensel ve zihinsel sağlığın bir şirket için ne anlama geldiğini ele almıştık.

Bir şirketin akıl sağlığının göstergeleri iç ve dış geribildirimlere açık olmasıdır. Rekabetçi dünyada ayakta kalmak için temel şart öğrenmek ve gelişmektir. Akıl sağlığını hayata geçiren öğrenmenin iki yönü vardır. Birincisi ürün ve hizmetlerin kalitesini geliştiren dış öğrenme, ikincisi iç gelişmeyi sağlayan öğrenme. Birinci öğrenme pazara yönelik başarılar getirirken, ikincisi işletme kültürüne ve değer sistemine yönelik gelişmelere imkán sağlar.

Dış dünyadan kaynaklanan öğrenme şirketin kendisine güvenini ve moralini güçlendirir. Buna karşılık iç dünyada derinleşme ve gelişme ise yaratıcılığı harekete geçirir. Çalışanların motivasyonlarının yüksek olması yetmez, aynı zamanda da zihinsel katma değer yaratmaları gerekir. Bunun için de ’yaratıcılık’ büyük önem taşır. Kişisel gelişme duygusal zekayı geliştirirken profesyonel gelişme beceri kazandırır, yetkinlikler geliştirir.

MANEVİ SAĞLIK
Bir şirketin manevi sağlığı iç ve dış dünyayla kurduğu bağlantılara bağlıdır. Manevi sağlığın ölçütleri işbirliği, stratejik ortaklıklar, yerel topluluğa hizmet ve sosyal sorumluluktur. Bir şirketin iç dünyayla bağlılığı, değerler üzerine yapılanmış bir kültürün uzantısıdır. Bir şirketin çalışanları ortak bir kimliğe sahip oldukları takdirde ortak değerleri paylaşırlar ve ortak bir vizyona ulaşmak için gayret ederler. Bunun sonucu olarak da şirkete karşı yüksek sadakat gelişir.

Dış dünyayla bağlılık, müşteriler ve tedarikçilerle kurulan ilişkilerde ve şirketin bulunduğu mahalli çevreye yaptığı katkılarda ortaya çıkar. Şirket topluma hizmet getiren bir katkı sağladığı zaman çalışanlardaki ait olma duygusu en üst düzeye çıkar.

Kendilerini yaşayan organizmalar olarak gören şirketler çalışan memnuniyetine değer verirler. Bir şirketin kuruluş amacı, çalışanlarını mutlu etmek değildir. Hiçbir şirket çalışanlarını mutlu etmek amacıyla kurulmaz. Bir işletmenin ilk amacı karlılığını korumaktır. Olgun şirketler bu amacı gözden kaçırmadan çalışanlarının da mutlu olmasına gayret eder. Çünkü kendilerinden ve hayatlarından memnun insanlar olumlu sonuçlar yarattığı bilinir. Bu aradaki dengenin iyi kurulması gerekir. Bu dengenin sağlanmasında bir taraftan çalışanların olgunlaşması (duygusal zekalarının yükselmesi), diğer taraftan da şirketin yukarıda sıraladığımız ilkeler çerçevesinde olgunlaşmasına (kendi duygusal zekalarını geliştirmesine) bağlıdır. Dünya Bankası’nın eski yöneticilerinden Richard Barret’e göre iyi bir şirketi, büyük bir şirketten ayıran temel özellik şirketin manevi sağlığıdır.

Bir işletmede verimliliğin ve yaratıcılığın en üst düzeyde işe yansımasıyla ortaya çıkacak olan sinerji ancak duygusal ve manevi motivasyona bağlıdır. Yapılan bilimsel araştırmalarla dünyanın en bireyci toplumları ortalamasında ilk üç sırayı A.B.D., İngiltere ve Avustralya almaktadır. Türkiye ve dünyanın diğer ülkeleri bu ülkelerden kaynaklanan bilgilerle ekip çalışmasına yönelmeye ve sinerji yaratmaya çalışmaktadır. Yıllardır Japon mucizesinin sırrı olarak aranan bir çok öge Türk kültüründe mevcuttur. Önemli olan çağdaş bilgiyi Türk kültürünün değer sistemiyle bütünleştirmektir.

Türkler genlerinde imece geleneğini taşır ve son derece güçlü aile bağlarına sahiptir. Türk Milli futbol takımında bugün hala sürdürülen bir çok idari ve yapısal gelişme Sepp Piontek zamanında yapılmış ancak Milli Takım tarihindeki en kötü sonuçları o dönemde almıştır. Almanya ve Danimarka Kuzey Batı Avrupa kültürünün uzantısı olarak son derece bireyci özellikler taşıyan toplumlardır. Daha sonra gelen Fatih Terim’le Milli Takım tarihinin en başarılı dönemini yaşamış ve bugün yine bir Türk antrönörle aynı çıkışı sürdürmektedir.

Kültürün özellikleri çağdaş bilgiyle bütünleştiği zaman ortaya istenen sonuçlar çıkar. Spor alanında Galatasaray son iki yıldır ekonomik açıdan güçsüz, değerler açısından güçlüdür. Galatasaray’ın karşısında Fenerbahçe tam tersi durumdadır ve şu sıralarda bunu değiştirme gayreti içindedir. Benzer şekilde A.B.D.’de sistem ve ekonomik güç vardır ancak bununla sonuca gidecek akıl ve manevi sağlık ögeleri zayıftır. Geçen hafta Beko’nun gazetelerde yayınlanan tam sayfalık ’Çevreye verdiğimiz rahatlıktan ötürü ödüllendirildik’ ilanı son derece etkili bir stratejik iletişim planlamasının olgun bir ürünüdür.

SONUÇ
Geçmişte ikincil beceriler olarak algılanan iletişim becerisi, liderlik gibi beceriler bugün birincil beceriler olarak şirketlerin başarısında rol oynayacak liderlerde aranacaktır.

Günümüzde artık bir şirketin en tepesindeki yönetici bir yönetici değil, bir iş lideri olarak algılanmaktadır. Liderin kalitesi, duygusal zekası ve değerleri şirkette çalışan herkesi etkiler ve o işletmenin değer sistemini yapılandırır. Gelecek yüzyılın şirketleri duygusal zekası yüksek liderler tarafından yönetilen, duygusal zekası yüksek çalışanlara sahip, duygusal zekası yüksek şirketler olacaklardır. Yaptığımız çalışmalardaki gözlemlerim sonucu olarak, bu şirketler arasında çok sayıda Türk şirketi ve Türk yöneticisinin bulunacağına inanıyorum.

KAYNAK: 27 Haziran 1999, Pazar Hürriyet İK
 


Paylaş

Tarih : 06.08.2012
Yorumlayan : seray yılmaz
Yorum : merhaba hocam, gerek düşünce gerek somut gerçeklikler açısından araştırma, gözlem ve bilgilerinizi bizimle payylaştıgınız için teşekkür ederiz.Kendimiz her gün bir adım daha ileri götürmek adına araştırmaya geliştirmeye devam ederken bu yolda ,siz ve sizin gibi saygıdeğer hocalarımıza teşekkürler
 
Tum yorumlar için tıklayın
İsim  
E-Posta    
Yorum  
 
 

 
 
  Tasarım ve Uygulama Kumsaati Ltd. Şti' ne aittir. Copyright © 2009