AnaSayfa
 
İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. YUNUS EMRE
 
Menu
 

 

 

 
 
Bir Mobbing Mağdurunun...
 
Bir Mobbing Mağdurunun Psikolojisi

Uzunca süredir iki arkadaşımla birlikte üzerinde çalıştığımız bir konuda yazmak istiyorum. Yazı biraz uzun oldu sanırım, umarım sıkılmadan sonuna kadar okursunuz. Bu konuda yazılanlar az bile.

Konu “Mobbing”. Bir türlü yazamamamın sebebi ise 2 yıl önce “Mobbing” nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalan arkadaşımın bir türlü kendini bu hale getiren şirket ile ilgili olumsuz bir şey yazmak istememesi. :-)) Kitabın bir yerinde şöyle bir cümle var. “Çalıştığınız yere olan sadakatiniz ve işvereninize zarar vermek istemeyişiniz mobbinge rağmen çelişki yaşamanıza neden olabilir.” Arkadaşım bu cümlenin yanına şu notu düşmüş. “Işte ben bunu yaşıyorum :-((“

Evet evet yanlış duymadınız. Onlar yüzünden işini kaybetti ama hala onlara kıyamıyor.
29 yaşında olan bu kadın arkadaşım şirketin batı anadolu bölgesinde görev yapan 5 bayi temsilcisinden biri idi. Her birinin merkez il ve diğer illere yayılmış bayileri vardı ve onların herşeyinden bayi temsilcileri sorumluydu. Arkadaşım genç, öğrenmeye açık ve hevesli, iş söz konusu olduğunda ailesini ve sevgilisini bile gözü görmeyen, iletişimi güçlü, satışı seven ve iyi beceren, kurumuna laf söyletmeyen bir çalışandı. Bölge çalışanları içerisinde 4 yıllık üniversite bitirmiş tek çalışandı ve yüksek lisans yapmaya hazırlanıyor, dil kursuna devam ediyor, kişisel gelişim ile ilgili eğitim seminer fırsatlarını çok iyi değerlendiriyordu. Hakkını yemeyeyim işten ayrıldıktan bir hafta içinde bulduğu yeni çalıştığı iş yerinde de aynı özellikleri ile, daha iyi şartlarda, daha iyi seviyede ve daha mutlu çalışıyor.

Dediğim gibi başından geçenleri açık açık bana anlatmadı, o dönemde de desteğimi kabul etmedi. Laf aramızda biraz inattır. :-))
Sadece ona okuması için bir kitap verebildim. Kitabın adı “Mobbing – Işyerinde Duygusal Taciz” Kitaplarım çok kıymetlidir. Arkadaşıma bu kitabı verirken onu da şaşırtan bir ricada bulundum. Kitabı okurken önemli gördüğü yerleri çizecek ve üzerine notlar alacaktı. Ben arkadaşımın bu çizdiklerinden ve yazdığı notlarından yola çıkarak bu haftaki yazımı yazacağım.

Kitapta “Neden Ben?” diye bir bölüm var. Burada arkadaşım kendi özelliklerini bulmuş. Aynen şöyle yazıyor. “Görüştüğümüz kişilerin ortak özellikleri, çalıştıkları yere olan bağlılıkları ve yaptıkları işle özdeşleşmiş olmaları idi. Bizim tezimize göre, özellikle yaratıcı insanların ürettikleri yeni fikirlerin diğerlerini rahatsız etmesi nedeniyle mobbinge maruz kalma olasılığı daha fazladır.” Bu olayda da aynen bunlar geçerli.

Bunlar yaşanırken bir yanda iş araması konusunda ve profesyonel psikolojik destek alma konusunda kendisini uyarmıştım. Pek oralı olmadı. Buna rağmen kitapta ilgili bölümü işaretlemiş. Hatta devamında bir iki örnek olaydaki yorgunluk ve depresyon ile ilgili bölümler dikkatini çekmiş.

Kendi yaşadıklarını örneklerde bulmuş, bazılarından benimde haberim vardı.
* Küçük işler ve sağlık kontrolleri için mobbingci amirinden izin almakta zorlanıyordu.
* Müşteriye giderken aracı kullanma sırası bir türlü ona gelmiyordu.
* Müşteri ziyareti için yaptığı planlamayı amirine daha önceden haber vermesine rağmen tam kapıdan çıkarken eline başka ofis işleri tutuşturularak planını uygulamasına engel olunuyordu.
* Diğer bayi temsilcilerinin sorumluluğunda olan bayiler, kendi bayi temsilcilerini telefonla bölgede bulamadıklarında arkadaşım kurum prensipleri çerçevesinde onlara yardımcı olduğunda “ne o göze girmeye mi çalışıyorsun, bizi zor durumamı düşüreceksin” gibi laflar ediliyordu.
* Nedense bölge içi haberler ve genel müdürlükten gelen haberler ya ona hiç duyurulmuyor ya da en son o duyuyordu.
* Genellikle iş yerinde duygularını saklıyor, herşey yolundaymış gibi davranıyor, onlarda buna göre hareket ediyorlardı.
* Özgüveninde düşme görülüyordu. Bunu ifade edecek bir cümle bulmuş kitapta “bacaklarım olduğunu biliyor fakat yürüyemeyeceğimi sanıyordum.”
* Is hayatındaki bu gerginlikler özel hayatındaki ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyordu.
* Sağlık konusunda bu dönemde en belirgin olarak migren, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları, alkol alışkanlıkları, alışılmadık korkular, sindirim bozuklukları, vücuttaki bir takım alerjik reaksiyonlar oluştu. Arkadaşım bu konuların geçtiği bölüme şöyle bir not düşmüş. “Panik Atak ??!!” sanırım bunu sadece kitaba itiraf edebilmiş.
* Zaman zaman öfke ve umutsuzluk patlamaları yaşıyordu. Kitapta şöyle bir cümle var. “Umutsuzluk ve mahvolmuşluk duyguları içinde yaşamlarına son verebilirler.” arkadaşımın bu cümle yanındaki notu aynen şöyle: “Off yaa :-((“

Kitabın bir paragrafının yanına, benimde tanıdığım diğer bayi temsilcilerinden birinin adını yazarak :-(( yapmış. Paragraf aynen şöye diyor. “Yönetimin üst düzeyindeki kişiler, konum elde etmek için ayak oyunlarına giriştikleri ya da şirket içi politik oyunlar oynadıklarında da mobbing sendromu ortaya çıkabilir. Mobbingci, kurbanın altını oymaya başlayınca astlarıda oyuna dahil olur.” gerçekten yazar bu paragrafı arkadaşım ve mobbingci müdür ile yandaşları için yazmış. Elbette bu yazılanlar genel müdürlük yetkilileri ve bölge müdürüne de ithaf olunur.

Kitap bazı seçenekler sunuyor:
1. Gerçekte neler olduğunu iyi inceleyin.
2. Durumu açıklamaya çalışın.
3. Duruma dayanın.
4. Bir kaçış planı yapın. Arkadaşım bu maddeye “!” işareti koymuş. Haklı o. Değil kaçış planı yapmak, hiçbir konuda kaçmayı düşünmedi o bugüne kadar. Nasıl kaçış planı yapsın.
5. Henüz işteyken veya ayrıldıktan hemen sonra yasal yollara başvurun.
6. Konuyu açık açık konuşun.
7. Deneyimlerinizden yararlanarak gelecekteki mobbingleri engelleyecek olumlu bir tavır takının. Bir diğer “!” işareti koyduğu madde de bu. Çok üzgünüm ama bu konuda umutsuzum. Arkadaşım bu yaşadıklarından sonra zaten yapısı gereğide öyledir ama asla mobbing yapmaz. Ama kendine yapılabilecek mobbinglere de karşı durabileceğini sanmıyorum. Çünkü o iflah olmaz bir hoşgörü abidesi, çok kolay affedebilen ve unutan bir insan. Bu tavrı özel yaşamında da suistimallerle karşılaşmasının en büyük sebebi. Benim dinlediklerimi anlatsam roman olur ama o hala “ben insanım” diyor.

Kitapta yer alan “Değişen Davranışlar”dan arkadaşım kendisine şunları seçmiş.
* Sessizleşmek ve daha az konuşmak,
* Kontrolsüz öfke göstermek,
* Saklanma, kendini yalıtmak,
* Duygularını gizlemeye çalışmak,
* Yardımı reddetmek,
* Konsantrasyon kaybı, uzun süre okuyamamak,
* Unutkanlık,
* Yılgınlık,
* Ya çok fazla ya da hiç spor yapmamak,
* Değişen yeme alışkanlıkları,
* Fazla sigara içmek,
* Kaza ve yaralanma eğilimi.

Arkadaşımın insani yönünü çok iyi biliyor ve onu çok iyi tanıyorum. O şirkette çalışırken birlikte çalıştığı kişileri kardeşi, bölge pazarlama müdürü, bölge müdürü, şirket insan kaynakları müdürü, şirket pazarlama müdürü ve genel müdürünü abisi gibi görüyor, öyle davranıyor, sonsuz güveniyor, onlara karşı sevgi ve saygısını oluk oluk akıtıyordu. Bunlardan bazıları onu gerçekten kardeşleri gibi gördüklerini ifade ediyor ve yansıtıyorlardı. Ama onların tavırlarının tamamı sahteymiş, çünkü kısa zamanda hepsi toz duman oldu, gerçek yüzlerini gösterdiler. Bunlardan bir tanesi bile, mobbingci müdüre “dur, yavaşla biraz” demediler, diyemediler. Nedense ?? Arkadaşımın iyi ki “dur” dememişler deyişini duyar gibiyim. Bunlar zaman zaman çeşitli vesilelerle şahit olduğum tavırlar, o nedenle çok net ifade edebiliyorum.

Kendisi ile dostluğumuz arkadaşlığımız bir yana, ben kendi şirketimi kursam ya da bir şirkette üst düzey yönetici olsam, gözüm kapalı onu işe alırım ve satıştan üretime kadar ne konuda görevlendirsem en başarılı şekilde bunların altından kalkar. Elbette bunları hakedenlerle bunu yaşamak sanırım işin en keyifli tarafıdır.

Buraya kadar olan bölümü arkadaşıma okuttum. Bana yazdıklarını aynen sizinle paylaşıyorum.

Ağlattınız beni Eray Hocam. O kadar kısa ve yüzeysel anlatmama rağmen bu kadar mı guzel anlatılır yasadıklarım. Çok teşekkur ederım, lütfen bunu mümkünse herkesle paylaşın. Hatta kimliğimi bile açıklayabilirsiniz. Artık kimseden korkmuyorum üzülecek diye, kimse sessiz kalmasın. Yaşanan bu tarz şeyler, insanı gram gram tüketiyor ve sonrasında benim şu an olduğum gibi çok mutlu olduğun bir ortamda bile çalışsan yine de tüm hücrelerin sana öfke kusuyor an be an. Kendime hep soruyorum.
* Neden sustum?
* Neden herşeyi yüzüne haykırmadım o insan müsvettesinin
Neden? Neden? Diyorsunuz.
Elbette benım bu dediklerim şık ve insana yakışır tepkiler degil ama en azından hukuki bir tokat atabilirdim. Bu da ömürboyu bir daha kimseye bunu yapamamaları demek olurdu. Neyse olan olmuş şükür ki kurtuldum ordan.
Bu tür şeyler yaşamakta olanlara şunu söylemek isterim. Sessiz kalmayın, çünkü kimse ne yaşadığınızın farkında değil. Asla Hulusi Kentmen modeli bir adam gelip, sizin özünüzdeki iyiliği görüp, ona göre davranmayacak. Sözlerimi son günlerde duyduğum muhteşem bir sözle bitirmek istiyorum; “Iyi olduğunuz için insanların size adil davranmasını beklemek, vejeteryan olduğunuz için boğanın size saldırmayacağını düşünmeye benzer...”
Sonsuz sevgi ve saygılarımla...

Sabrınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız ve çevrenizdeki benzer hikayeleri paylaşmanızı bekliyorum.
Iyi haftalar dileklerimle, mobbingsiz bir iş yaşamınız olsun...

Paylaş

Tarih : 08.02.2010
Yorumlayan : CEREN
Yorum : dün kuzenimin yaşadığı mobbing deneyimi üzerine konuşmuştuk ve o da şu an "neden susmuşum, keşke şirkette herkese anlatsaydım" diye kendine öfke duyuyor. artık mobbing yaşamayan yok diye düşünüyorum. mobbing uzun süredir hayatımızda.kötü olan sanırım artık kanıksanmaya başladı ve bu çirkin davranışların adına rekabet denmeye başladı. umarım başımıza geldiğinde direnecek ve konuşacak gücümüz olur. hepinize güzel ve verimli bir hafta dilerim.
 
Tarih : 28.08.2012
Yorumlayan : arzu
Yorum : Mobbing magdurlarının hikayelerini anlatan bir kitap yazılmalı aslında! Ben bu kitabı yazmaya talibim. Çünkü ben de yaşadım arkadaşın yaşadıklarını. Yanlarına kar kalmasın ve yaşattıklarını kimse kabullenmesin!
 
Tum yorumlar için tıklayın
İsim  
E-Posta    
Yorum  
 
 

 
 
  Tasarım ve Uygulama Kumsaati Ltd. Şti' ne aittir. Copyright © 2009