AnaSayfa
 
İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. YUNUS EMRE
 
Menu
 

 

 

 
 
Kariyer basamaklarını çıkarken...
 
Bir öğle yemeği anım daha oldu.

Bu kez öğle yemeğinde sevgili “Eray Fabian Beer” ile birlikteydik. Eray, sevgili arkadaşım Nilüfer’in 13 aylık oğlu :-) Elbette yemekte anne babası da vardı.
Eray tam yaşının hareketliliği ile yemek esnasında bize nefes aldırmadı desem yeridir. Sağolsun sevgili Urs oğlu Eray ile ilgilendi ve bize sohbet imkanı doğdu.

Tüm yaşamım boyunca çocukları izlemekten, onlarla oynamaktan ve konuşmaktan çok büyük keyif aldım, hala da öyle. :-) Çünkü onlardan öğrenecek çok şey var. Her zaman söylerim “çocuklar lekesiz tertemiz doğuyorlar, sonra biz farkında olarak ya da olmadan hareketlerimizle söylediklerimizle onları etkiliyor ve yönlendiriyoruz. Daha sonra da düzeltmek için uğraşıyoruz.”

Ben yemeğimi bitirdikten sonra, yavaşça kalktım ve yemek salonunda bir oraya bir buraya giden Eray’ın peşinden dolaşmaya başladım. Beni farketti. Zaman zaman dönüp arkasına bakıyor, ona çok yaklaşmamı da istemiyor, çok uzak kalmamı da. Yere düşüyor kendi kalkıyor, merdivenlere geliyor alçak basamakları elleri yardımıyla da olsa çıkmaya çalışıyordu. Ben, canını acıtmayacak ve onu çok zorlamayacak durumlarda hiç müdahale etmedim. Sıkısınca bana dönüp bakıyordu. Ben yardımcı olurken kendi gücünü ve zekasını kullanmasına fırsat verecek şekilde davranmaya çalışıyordum. Bunlar olurken Eray müşterilerin, çalışanların yani herkesin dikkatini çekiyordu. Bir ara merdivenin başına gelince uzak durdum. Genç garsonlardan biri koştu geldi ve kucağına alarak 4 basamaklı merdivenin en üst basamağına çıkardı onu. En üst basamağa çıkmıştı ama pekte keyif almamıştı. Etrafa bakındı ve bana doğru yönlendi. Basamaklardan inecekti ama desteğe ihtiyacı vardı. Benden destek alarak indi ve büyük iş başarmış edası ile gülümsedi ve şöyle bir etrafına bakındı. :-))

Iş hayatı da böyle aslında. Işe yeni giren çalışanlarımızın eline balık vermektense balık tutmayı öğretmek gerekiyor. Balık tutmasını öğrenen çalışan sizle veya siz olmadan işini özgüvenle, kararlılıkla ve başarıyla sürdürebiliyor. Kendi ulaştığı sonuçlar ona huzur ve mutluluk veriyor, özgüveni artıyor. Ve böyle davranan yöneticiler o çalışanlar tarafından ömür boyu unutulmuyor.

Kimi iş yerlerinde ise; ne yazık ki genç çalışanlardan bazı bilgileri saklıyorlar, gizliyorlar, onları yok sayıyorlar, onlara güven duymuyorlar, "sen ne bilirsin ki", "bugüne kadar ne yaptın ki" diyorlar. Elbette bu muameleye maruz kalan gençler motivasyonlarını, umutlarını, heveslerini, özgüvenlerini yitiriyorlar. Neyse bu paragrafı çok uzatmayayım. Sizin şirketinizde böyle yöneticiler yoktur zaten.

Merdivenin en üst basamağına hiç zorluk çekmeden, hiç emek sarfetmeden bırakılan çalışanlar ise bocalıyorlar, zorluk çekiyorlar, başarısız oluyorlar, hatta bazen komik duruma düştükleri anlar olabiliyor. Bu nedenledir ki bir çok şirket gelecek vaadeden çalışanları için “yönetici yetiştirme programları” düzenliyorlar. Bu programlar, genç yöneticilerin kendilerini daha iyi tanımalarını, kurumlarının her alanlarındaki iş süreçlerini yaşamalarını sağlıyor.

Sonuç olarak;

İnsanların yeteneklerini geliştirmekte usta olan bir lider, yardım ettiği kişilerin hedeflerini, güçlü ve zayıf yönlerini anlayarak onlara gerçek bir ilgi gösterir. Bu tür bir lider tam zamanında yapıcı geribildirimlerde bulunabilir; doğal bir akıl hocası ya da eğitmendir.  ( Goleman Daniel, Yeni Liderler )

Genç çalışanlar için ise şunu söyleyebilirim. “Iş merdivenin basamaklarını teker teker çıkarken her basamağın altını çok iyi doldurmak gerekir. Böyle olduğu takdirde güvenle basamakları çıkabilir ve bazı yükleri omuzlayabilirsiniz.”



Paylaş

İsim  
E-Posta    
Yorum  
 
 

 
 
  Tasarım ve Uygulama Kumsaati Ltd. Şti' ne aittir. Copyright © 2009