AnaSayfa
 
İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. YUNUS EMRE
 
Menu
 

 

 

 
 
Gençler bilebilseydim, yaşlılar yapabilseydim dermiş
  20 Eylül 2009

Bu gün şu söz takıldı kafama aklıma “Gençler bilebilseydim, yaşlılar yapabilseydim dermiş”

Son 10 yıl içerisinde eğitim, seminer, konferans uygulamaları ile birbirinden çok farklı gruplar ile paylaşımlarda bulundum.
* Sekiz ayrı sınıf lise 2 nci sınıf öğrencisi ile “Milli Güvenlik” dersi yaptık (250 civarında genç arkadaşımm)
* Yaklaşık 500-600 kişi “askerliğini yapmak üzere temel eğitime gelen üniversite mezunu genç” ile askeri konular, yönetim liderlik, duygusal ve sosyal zeka konularında paylaşımlarda bulundum.
* Bahçeşehir Üniversitesiinde 120 civarında üniversiteli ile “Duygusal Zeka” dersinde ve yüzlerce genç ile kariyer zirvelerinde bilgi paylaşımında bulundum.
* Ve çeşitli sektörlerden, özellikle bankacılık, sigorta, ilaç sektörlerinden yüzlerce genç çalışan arkadaş ile satış, satış öncesi zihinsel hazırlık, zaman yönetimi konularında eğitim ve seminer çalışmaları yaptık.

Bu tanıştığım çok değerli, gelecek vaadeden ve geleceğimiz olan bu genç dostlarımdan bazıları ile çalışmalar sonrası irtibatımız devam etti. Konuştuk, tartıştık paylaştık. Bilebildiğim ölçüde kendilerine ilham vermeye çalıştım. Konuştukça gözlerinin içi güldü, umutlandılar, mutlu oldular. Planlar yaptık (kimileri ile yabancı dil, kimileri ile yüksek lisans, kimileri ile kişisel gelişim, kimileri ile ise hepsini birden), bilgi ve kaynak konusunda kendilerine destek verdim. Çok heyecanlandım, çok umutlandım, “olacak galiba” dedim. Hepsinin olmasını beklemek ve istemek haksızlık olur biliyorum ama ben her birinin çooook daha yüksek potansiyelinin olduğuna inanıyorum ve onlar inanır ve isterlerse kesinlikle başarırlar.

Hayatta her konuda kendime en çok sorduğum soru “NEDEN”. Hatta bazen çok sorduğum için başımı derde sokan soru bu. Bu konuda da sordum kendime “NEDEN?” diye.

Dikkatimi çeken birşey var. Yakınımızdaki kişilere hedefleri yapacakları konusunda fikirlerinizi görüşlerinizi söylerseniz. Dinliyorlar, bazen kabul ediyorlar, hatta planda yapıyorlar. Amaaa bir gün başkaları sizin söylediklerinizin aynısını söylüyor, onların söyledikleri daha değerli daha geçerli oluyor ve hatta sizin söylediğinizi unutup size “bak bana bu kişi bunu bunu söyledi, ne kadar haklı bende böyle davranacağım artık” diyorlar. Çoğu zaman “ee bende demiştim bunu sana” diyemiyorsunuz. Bu bağlamda söylemekten hiç hoşlanmadığım laf “ben sana demiştim” :(

Bir arkadaşımı hatırlıyorum. Bu çabalarım karşısında bana şunu söyledi “hocam iyi niyetini, çabanı, aktarmak istediğin deneyimleri çok iyi anlıyorum. Ama ben burnum sürtmeden öğrenemiyor, kabul edemiyorum. Lütfen kendinizi sıkmayın, üzmeyin.” Evet kendimizi üzmeyelim sıkmayalım ama insan göz göre göre fırtsatların kaçmasına deli oluyor. Gençler hep şu olsun bu olsun diye zamanı geçirmeye harcamaya odaklı. Belirli yaşın üzerindekiler ise “şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler” şarkısı eşliğinde zamanı en etkin biçimde değerlendirmek, zamanı durdurmaya çalışmak ve deneyimlerini gençler ile paylaşmak derdindeler.

Zaman yönetimi eğitimlerinde paylaştığım bir bilgi var. Şöyle diyor;
Zaman yönetimi ve önceden planlama, bir disiplindir. Bir disiplin olduğu için de insan doğasına aykırıdır. İnsan doğasında, entropi adı verilen bir eğilim vardır; bu insanoğlunun düzensizliğe olan eğilimidir. Dolayısıyla, gününüzü yapılandırmak, ciddi bir zihinsel efor ve disiplin ister. Ve sadece yapının üzerinde durarak ulaşmak istediğiniz sonuçları arttırabilirsiniz. Disiplin, açık ve belirgin hedefler demektir.
(entropi : her hangi bir sistemin evrenle düzensizlik ve tesirsizliğe doğru olan egilimi)


Bu konuda eleştiri ve geri bildirim konusunu da yazmak istedim ama bunları daha sonraya bırakalım. Eğitimlerde paylaştığım bir başka bilgiyi sizinle paylaşmak isterim. “Neden kendimize hedef koyamıyoruz?” Aman gene “neden” sorusu çıktı karşımıza :-))
* Hedef koymak, plan yapmak için hiç zamanım yok
* Benimkinden daha önemli programlar var.
* Planlama yaratıcılığı öldürüyor, bırak dağınık kalsın.
* Plan yapıp hedef koysam neye yarar ki? Nasılsa engeller çıkacak ve yola çıkamayacağım bile.

Son iki söz;
* Biliyor ama uygulamıyorsanız, henüz biliyor sayılmazsınız. Bilgi çok hızla yayılıyor, her türlü bilgiye ulaşmak artık çok kolay ama bunu uygulamaya geçirebilmek, azim kararlılık, sabır ve gayret istiyor.

* Başarıda birinci şart: Yapılması gereken şeyi, yapılması gereken zamanda, istesenizde istemesenizde kendinize yaptırabilmektir. (ÖZDISIPLIN) - Sanırım bu konudaki en önemli engel bizim dışımızda yapılan planların bize dikte ettirilmesi, bizim “hayır” diyemememiz.

Hedeflerinize giden yolda sorunsuz ve kararlılıkla ilerleyebilmeniz dileğiyle,

[Times photos: Kinfay Moroti]

Paylaş

Tarih : 21.09.2009
Yorumlayan : İÖ
Yorum : Eray Bey sorunuzla değil ama söylediklerinizle ilgili içimden gelenleri paylaşmak istedim. Entropi ve Özdisiplin! İşte tam da bu nedenle cesaret, disiplin ve dürüstlük gerektiren ruhsallık ve kişisel gelişim çabaları, büyük ölçüde sonuç vermiyor. İnsanlar kolayca pes ediyorlar ve mücadele ruhu taşımıyorlar bu anlamda. Bu mücadele kendimizle, ama asla zorlu değil aslında....keyifli ve güçlendiren bir süreç! Bana göre genel bir doğa kanunu olan entropi yasasının, bir yandan bizleri kolaycılık tuzağına düşürmesine karşı kendimizi korumaya ve öz disiplin geliştirmeye çalışırken, diğer yandan da çocuklarımız daha küçükken hem bu yasaya karşı, hem de gereksiz ve zararlı olan daha pek çok toplumsal ve kişisel dayatmalara karşı onları donanımlı hale getirmeye çalışmalıyız. Böylece onların bu dünya sisteminin, pasifize eden, zararlı etkilerine daha az maruz kalmalarına da özen göstermiş oluruz diye düşünüyorum. Yoksa gelişip! lise, üniversite çağlarına geldiklerinde, aktif gibi görünüp aslında çoktaan geliştirmiş oldukları olumsuz ve yararsız alışkanlıkların pençesinden kurtulamayıp, tamamen pasifize olmuş bir halde nasıl öz disiplin geliştiremediklerine şaşmamalıyız bence. Problem bize bir şeylerin dikte ettirilmesi değil, bence sadece ve sadece bizlerin hayır diyememesidir. Bizler yapamıyor olsak bile en azından çocuklarımıza çok geç olmadan doğru alışkanlıkları kazandıralım diyorum. Ne de olsa ağaç yaşken eğilir! Bozuk düzenin eğmesine izin vermeden, kendi ilke ve değerlerimizi onlara kazandıralım. Bu anlamda öğretmenlerden, rehberlerden, psikologlardan önce anne ve babalara büyük bir sorumluluk düşmekte. Kendi çocuklarımızla yeterince ve sağlıklı bir biçimde ilgileniyor muyuz? Bu aynı zamanda kendimizle de sorumlu ve sağlıklı bir ilişki kurmamıza yarayacak, güzel bir bahane! olmaz mıydı?
 
Tarih : 22.09.2009
Yorumlayan : HD
Yorum : Benim de son 3 senedir önemini daha idrak edip üzerinde düşünüp çalıştığım ve son 1 senedir üzerinde yoğun çalıştığım bir kavram ve yöntem! Dediğin gibi hepimiz kabımız kadar alıyoruz. Kimimiz referans aldığı kişilerden etkilenip onların deneyimlerinden de yararlanıyor ama illa ki damdan düşme en iyi öğrenme yöntemi J Hele teori de o sırada gelirse değme keyfine !!! Plan, hedef gibi kavramları erken fark edip uygulayabilenler de zaten ÖNE ÇIKAN KISILER! Hepimize mutlu olduğumuz bir yaşamı yaşamayı diliyorummmmm…. Sevgiler
 
Tarih : 20.06.2012
Yorumlayan :
Yorum : Günümüz yaşam deneyimleri içinde bilginin ederi farkedilmiş durumda ama yinede eksik birşeyler var diye düşünüyorum.Hep birşeyler olma çabasında olan birey kendini var etme çabasını geride bırakıyor hiç farkında olmadan. Konulan hedefler, başarılar,gelinen noktalar göz kamaştırıcı ama...Kendi olmadan gelen sorumluluklar hep ötelemeyle karşı karşıya kalıyor.Bedensel,tinsel gelişim eşzamanlı ilerlemeli bence.Ama bizim toplumumuzda genellikle açık ara var bir türlü kapanmayan...Deneyim dediğimiz şey olan eskimişlik ve tecrübe yapılan yanlışların toplamıyla kendini buluyor galiba... Özgül ağırlıklarının ,yükünçlerinin farkında olmayan bireyler yetiştiği müddetçe verilen egitimler, başarılar gerçek bir tatmin saglamıyor.Ve bu boşluk zamanla büyüyor, açıldıkça da Neden soruları daha da derine işleyerek ruhumuzda derin izler bırakıyor diye düşünüyorum. Hayatın her noktasını tam algılayabilmiş detaylardaki özgünlüğün farkında olan, görmeyi öğrenebilmiş, benliğin kırılma noktalarını birarada tutabilen bireylerle dolu bir dünyanın gelişmesi umuduyla....Teşekkür ederim güzel yazınız için, katılmak istedim:)
 
Tum yorumlar için tıklayın
İsim  
E-Posta    
Yorum  
 
 

 
 
  Tasarım ve Uygulama Kumsaati Ltd. Şti' ne aittir. Copyright © 2009