AnaSayfa
 
İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. YUNUS EMRE
 
Menu
 

 

 

 
 
Kariyerin Başında Kendini Tanıma
  Son iki yazımda “kendini tanıma” konusu etrafında yazıştık. Önemli çok önemli bir konu dedik.
Kendini tanıma konusu bir yandan zor bir konu, diğer yandan da mümkün olduğunca erken varılması gereken bir nokta. Erken varılmalı çünkü kariyer gelişimi bu çok önemli bir avantaj olabilir.

13 Haziran 19:00 TV’lerde Akşam Haberlerini izlerken bir haber başlığı dikkatimi çekti. “Bölümsüz Üniversite”

10 yıldır Sabancı Üniversitesi tarafından uygulanan "bölümsüz üniversite" sistemi YÖK gündemine gelmişti. YÖK Başkanı konu ile ilgili, "Ya herkese bu sistemi verelim ya da hiç kimseye vermeyelim” açıklamasında bulunmuştu.

Uygulama şöyleydi.
Sabancı Üniversitesi'nde öğrenim görmek isteyen öğrenciler, Üniversite Giriş Sınavı sonucuna göre tercihini yaparken bölüm değil, “program grupları” bazında seçim yapıyor. İlk iki yıllık süre zarfında, öğrencilerin tümü Temel Geliştirme Programı kapsamında aldıkları üniversite dersleri ile aralarındaki eğitim farklılıklarını giderip eşit düzeye geliyorlar.
Öğrenciler kendi yetenek ve ilgi alanlarını keşfederek, okumak istediği alanı seçebiliyorlar. Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Sanat ve Sosyal Bilimler ile Yönetim Bilimleri olmak üzere tek kampus içinde üç fakültesi bulunan Sabancı Üniversitesi'nde, diploma programı seçimlerinin başladığı 2000-2001 Bahar yarıyılından bugüne kadar, öğrencilerin yaklaşık yüzde 50'si ilk bildirdikleri diploma programından farklı seçim yapmış.

Habere gelince.

YÖK tarafından yatay geçiş yönetmeliği değiştirildi. YÖK, farklı puan türlerinde bölümler arası geçişe onay verdi. Artık bölüm değiştirmek isteyen öğrenci sınava girmeyecek. Öncelikle taban puan esas alınacak.
Değişiklik ile üniversitelerde farklı puan türündeki bölümler arası geçiş için sınav zorunluluğu kalkıyor.
Bunun yerine taban puan esas alınacak. Yani hukuk okuyan bir öğrenci tıp fakültesine geçebilmek için artık sınava girmeyecek. Üniversite sınavında aldığı sayısal puana bakılacak. Bu puan tıp fakülteleri için öngörülen en düşük taban puandan yüksek ise bölümünü değiştirebilecek. Puanı düşükse sınava girecek.
Bu konudaki kontenjan ve diğer esasların belirlenmesinde ise yetki artık üniversite yönetim kurullarında değil, üniversitede senatolarında olacak.

Sanırım sizin çevrenizde de
* ilk tercihinden başka bölümlere girmek için tekrar sınava giren kişiler,
* mezun olduğu bölüm ile hiç alakası olmayan işlerde çalışan kişiler,
* ilgi alanına giren konular ile ilgili çalışmaları yapabilmek için mecburi hizmetinin dolmasını ya da emekli olmayı bekleyen kişiler vardır.

Benim hemen aklıma gelen üç kişi var.
* Anne ve babası kimyacı olduğu için kimya bölümünden mezun olan, kimyadan nefret eden ve şu an opera ve bale konusunda yönetmenlik işini çok büyük keyifle yapan bir arkadaşım,
* Babası müteahhit olduğu için onun baskısı ile önce inşaat mühendisi olan ancak gerçek potansiyelinin tıp alanında olduğunu keşfederek ikinci sınav ve devamında “genel cerrah” olan bir başka arkadaşım,
* Dönemin en popüler mesleği diye aile yönlendirmesi ile önce Işletme, sonra Tıp Fakültesine giren ancak daha sonra cevheri keşfederek Inşaat Fakültesine girerek şu an müteahhitlik yapan bir başka arkadaşım.

Sen ne yaptın peki Eray diye sormayın sakın. :-)
Önce benim kuşağımın popüler mesleği doktor olmayı istedim, sonra Tuncer (Bastıyalı) Abiye özenti ile Elektrik Mühendisliği, tam ortaokuldan mezun olduğum günlerde görüştüğüm Kuleli Askeri Lisesinde Coğrafya Öğretmeni olan Büyük Dayımın damadı Yüksel Öztürk Eniştemin bir sözünden etkilenerek 14 yaşında askerliği meslek olarak seçtim. Annemin istememesine ve babamın kararıma saygı duyulması gerektiği görüşlerine rağmen. 7 yıl askeri okul ve 25 yıl Kara Kuvvetlerinde çalıştım. Sonuç yüreğimin götürdüğü yerdeyim. Başta duygusal-sosyal zeka olmak üzere, liderlik, yönetim, zaman yönetimi (her ne kadar bazıları bu konuda beni yetersiz bulsada) takım çalışması gibi günümüz yaşamının önemli konuları üzerinde okuyor, düşünüyor, araştırıyor ve en keyifli tarafı bunları paylaşıyorum.

Sizde de bu ve buna benzer ne hikayeler vardır. Tüm bu hikayeler doğru özdeğerlendirme yapamamak ve ebeveynlerimizin kendilerinin yapamadıklarını çocuklarından beklemelerinin sonucu ne yazık ki.

Zamanında isabetli özdeğerlendirme yapabilmeniz ve kariyer yolunuzda pürüzsüz ilerlemeniz dileği ile...

Paylaş

İsim  
E-Posta    
Yorum  
 
 

 
 
  Tasarım ve Uygulama Kumsaati Ltd. Şti' ne aittir. Copyright © 2009